Ezoterik astrolojiye manzara

O sabahtan, meraklı zihni yine onu rahat bırakmıyordu. Sohbetimizi son zamanlarda sık sık tartıştığımız noktaya doğru sürükledi. Aklını kemiren soruların bombardımanına başlamadan evvel, mantıklı insan zekâsına olan hayranlığından ve aklın erdeminden dem vurup; onun ürünü olan bilimsel gelişimin, insanlığın aydınlanması ve refahı adına yegâne çıkış bileti olduğunu hararetle vurguladı. Sohbete başlamadan evvel ayaklarını bedensel realite üzerine sağlamca yerini belirlemek ister gibiydi. Ardından topa tutma başladı…

Sesinin tonu, heyecanlandığı zamanlarda olduğu gibi yükselmeye başlamıştı. Bir müddet daha feveranlarını dinleyerek, yanında sakince yürüdüm. Bir yana da ayağıma takılan beti benzi kaçmış sonbahar yapraklarını hışırdatarak, ona nasıl ulaşabilirim diye düşünüyordum. “Gerçekte anlayışlı olmak istiyor, benden akla yatkın zihnini tatmin edecek akılcı direktifler bekliyor, hatta yaklaşık olarak çırpınıyor.” diye düşündüm. Zira beden dilinden tüm bunları içtenlikle anlamak istediği belli oluyordu. Lakin tekrar tekrar tartışmıştık bu konuları ve ben artık pes etmiştim. Zihinsel kalıplarını yıkamıyordum. Soyut konular ve kavramlar hiçbir süre alaka alanı olmamıştı. Fiziki dünyanın güvenli kalıpları içinde ilerlemeyi tercih ediyordu. Halbuki, maddi boyutların oluşumuna kaynaklık eden, görünenin ardından görünmeyen bir ebat vardı. Algıladığımız somut gerçeklik bir sonuçtu ve mutlak hakikatin bir tezahürüydü. O madalyonun ön yüzüne odaklanırken, ben o yüzü meydana getiren dinamiklere kafayı yoruyordum. Sonucu yok, sebebi anlamaya çalışıyordum. Çünkü sonuç, zaten gözlerimizin önündeydi.

“Haklısın,” dedim. “ İğneden ipliğe her şeyi astrolojik olgular içinde düşüncesini açıklamak güncel bir akıntı oldu.” diyerek, kestirip attım. Fakat her ne değin bundan böyle bu konuları arkadaşımla konuşmama ve hoşlanmadığı o derin sulara dalmama kararı almış olsam da, cevaben minicik bir kapı araladım: “Oysa anlayışın kökenine inersen, gezegenlerle olayların bağlantısını kurabilirsin.” dedim. “Köken” kelimesini söylerken, bile bile vurguladım. Tutumum onu kızdırdı; ayrıntılı, maddi verilere ihtiyacı vardı. Kaçamak bir cevap verdiğim için, böylelikle kendisinin haklı olduğunu da kanıtladığımı söyledi. Başımı kaldırıp, ona baktım; küs bakışlarını kaçırdı.

O esnada birden, Mevlana’nın, “Bana böylece bir düşünce gerekli oysa, karayı bitirmiş, denize varmış olsun.” diyen sesi kafamın içinde turlarken, dudaklarımdan dökülüverdi. Bekledim. Tepkisini merak ediyordum. Onun akıl putuna yumuşak bir dokunuştu bu. Öğretisi ile tüm dünyayı kucaklayan, Hakk aşığı Mevlana’yı yadsıyacak değildi. Bir müddet sessizce yürüdük.

Neden daha sonra “Pekâlâ, anlat, dinliyorum.” dedi. Ona, fiilen anlatacak hiç bir şeyim olmadığını; bu bilgeliğin hepimize kodlandığını, kendimizi hatırladıkça bilginin tekrar bizden doğduğunu ve kendimizi aştıkça daha büyük bir kaynağa dokunduğumuzu, kaynağın merkezine içten olan bu yolculuğun gitgide artarak bizi kendi hakikatimize içten çektiğini, yolculuğun sonunda kâinat bilinci içinde, damlanın denize kavuşması misali, eriyerek değil olduğumuzu, böylelikle, gerçekte hakiki varlıkta can bulduğumuzu ve bunu kitaplardan okuyarak değil, bilinç katmanlarından sıyrıldıkça, yaşayarak deneyimleyebileceğimizden, hiç bahsetmedim. Kuantum fiziği ile ilgileniyordu. Şöyle dedim: “ Kuantum fiziğinde birbirinden bambaşka iki parça aralarında ‘dolanıklılık ilkesi’ denilen ve matematiksel ispatı ortaya konmuş yani, fiziki bir geçeklik olarak kabul edilmiş bir vaka var. Parçalardan birini hareket ettirdiğinde, diğeri de aradaki mesafeye rağmen eşzamanlı ve orantısal olarak hareket ediyor.” İtiraz etmeden, “Evet, durum bu,” dedi. 

Bu olgunun, İslam tasavvuf anlayışı içinde ‘vahdet-i vücud’ yani, varlığın birliği ilkesi olarak 900 yıl önce ortaya konduğunu ve çıkmaza düştüğünde, parça-tüm ilişkisine odaklanmasını salık verdim. Cihan tek bir bütündü ve gezegenler ya da biz, bir istisna olarak bütünden öbür değildik.

Yürüyüşün sonuna gelmiştik. Ayrılmadan evvel “Senin şu sınıfında bana da yer var mıdır?” diye sordu. Ezoterik astroloji derslerimin ismi ona kadar buydu. “Bugüne dek, hep seni bekledik.” dedim.

Keyifli Pazarlar dilerim, sevgiyle kalın…

By Admin

https://escortantalya.xyz bursa escort/ antalya escort/ antalya escort antalya escort